DİNLEDİKÇE HAK SÖZÜNÜ


DİNLEDİKÇE HAK SÖZÜNÜ
28. 11. 2006 / 00:05

 

 

Bağlılığı ayakta tut*,
kanma fâsık görkemine!..
Çıkma Beyt' in içinden ki,
kavuşasın güvenliğe!..

 

Unut Tamu ateşini
dinledikçe Hak sözünü...**
Kıblen olsun Yasak Tutum,**
O' nu zikret, bul özünü!..

 

Hiç çıkarma fitne fesat.
İyilik yap, denize at...
İste artık Hak' tan murat;
dürüstlükten sakın sapma!

 

Böyle açıp gönül gözün,
dışçevrene sevgiyle bak...
Kendözüne düşeni yap;
onlarda olsun kabahat...

 

Boş sözlere dalıp gitme,
boş düşlerle gün tüketme...
"Vakit, nakit..." yazık etme,
elden ne iş gelirse yap!..

 

Rab yük etmez gücünden çok;
aman bezginlik gösterme!..
Hiç, isyânın âlemi yok;
"Kerîm, Allah." Umut üzme!..

 


Dipbilgi:
* Geleneksel olarak 'namaz kıl' olarak algılanan "eqıymu's-salâte" buyruğu aslında "(genellikle) vahye bağlılığı ayakta tut/bağlı kal" anlamına gelmektedir.
** Beyt, Kâbe değil, 'Allah' ın sistemi olan İslâm' dır'. Nasılki, kendi evine giren kişi kendisini korunmuş hisseder, Allah' ın diynine girenler de Cehennem' den emin ve uzak olurlar. Kur'an' da Beytullah kavramı yoktur; ama Beytü'r-Rab kavramı vardır. Kâbe' yi Beytullah olarak adlandırmak, Allah' a mekân ayarlamak anlamına geldiğinden putperestliktir. Bunun simge olarak kullanıldığını iddia etmek bile sakıncalıdır; çünkü Allah' ın ve insanların öyle bir simgeleştirmeye hiç gereksinimi yoktur. Ancak Bedevî zihniyetiyle düşünmek Beytullah fikrindeki Rabbin Evi' ni somut bir ev olarak algılamaya neden olur. Eğer Allah somut bir evin tavaf edilmesinden (tavaf etmenin anlamı yalnızca 'çevresini dolanmak' değildir, 'ziyâret etmek' anlamı da vardır) söz etseydi, turistik ifâdeler kullanırdı ve kutsallık atfedilmesine izin vermezdi. Oysa yaşanan durum bambaşkadır. Peki 'Beyt' i ziyâret etmek' ne demek? Elbette 'Beyt' i, yâni Allah' ın sistemini tanımaya çalışmak' demektir.
*** Yasak Tutum, Mescidi'l-Haram' ın Türkçesidir. 'Yasağa bağlı kalma' anlamına gelir. Kısacası Mescid-i Haram Kâbe' nin çevresindeki binâ ya da alan değildir. O anlam uydurma anlamdır.

TAPMAK DEĞİL ALLAH' A



27. 11. 2006 / Öğleden az zaman sonra bir dolmuş durağında beklerken...

 

 

Tapmak değil Allah' a;
Beyt' in çağrısı, kulluk.
Sistem' i tartışalım;
çünkü budur hacılık!..

 

Duy Allah' ın sesini,
içinde yaşar gibi!..
Yürü Allah yolunda,
yarışta koşar gibi!..

 

Durma Tanrı' nın Türkü;
onun'çün yaratıldın!..
Ensab Kâbe' ye kandın;
sen onunla sapıttın!...

 

Allah' ın yeri mi var,
Beytullah, Kâbe olsun?..
Rabb Evi, 'köni dizge'...
Bütün putlar yok olsun!..

 

Beyt İslâm' ı tebliğ, hac.
Salât, Kur'an' dan söylev...
Ezan, felâh çağrısı,
mü'minlere bir ünlem...

TEVEKKÜL

TEVEKKÜL
15. 10. 2006  /  01: 53


Esirgeme Tanrı'm biz kullarından
rahmetini bol bol indir ne olur!
Bize çok çok gönül gücü bağışla,
gevurun hakkından gelelim Tanrı'm!..

 

Taşlanmış Şeytan'dan sığındık sana,
okuduk vahyini, hamdettik sana...
Biliriz, kuşkusuz, sâlih kullarına
o Büyük Ödül'ü verirsin Tanrı'm!..

 

İye çıkmak, salâtımız, izine...
Biliriz, şeytanlar çıkmaz izine...
Özlem duyuyoruz Hak cemâline...
Onun'çün Beyt'ine dönmüşüz Rabb'im!..

 

BİR SAKLI İNCİYE EVLENME ÖNERİSİ


08. 09. 2006 / 21: 40

 

Bir saklı inci gibiydin, yakaladım gözlerini,
kaçak bakışlarına karşın tutukladım seni...
Sustuk ve duyumsadık birbirimizi yalnızca,
ılık bir açıkdenize dalıp çıkardım seni...

 

Ellerini tuttum, yumuşacık, yün gibi,
ne yapsadığım açıktı gün gibi...
Gözlerine değdim gün içre, çekincesiz
sordum ki, heyecanla BİR ALLAH'a dayanıp
"BİR YASTIĞA baş koysak ne dersin a sevgili?"

 


Altbilgi:
- açıkdeniz: Okyanus.
- yapsa-: Yapmak iste-.

şiir- NİYETİM BELLİ


11. 09. 2006 / 21: 20

 

Verdim gönlümü güzellere;
ama Caytan'ı çağırmadan!..
Görünce bir yayaneşi
birden hayvanlaşmadım...

 

Her güzele saygım var,
hor görmem hiçbirini...
Hor görülse bu garip,
yer bitirir kendini...

 

Sevgi, ak bir melektir,
ona verdim elimi...
Kalem kaşlı hussâne,
pek çok beğendim seni.

 

İstersen -ey nevârım,
görklü harîdem hem de-
benim niyetim belli,
ol bu kula muhsene!

 

 

Altbilgiler:
- Caytan: Feraizcizade Mehmet Şakir Efendi'nin Şeytan'ın Türkçesi olarak bildirdiği Cayıtgan sözcüğünün yaşasa idi bugün alacağı biçimdir.
- yayaneş: Arapların "Rahmi bereketli ola, çok çocuk doğuran hatun" anlamına gelen nesûr kelimesinin önerdiğim Türkçe karşılığı. Ayrıca bu tür hatunlara mehir olarak altınlar saçıldığı için 'yayma, saçma' anlamlı bir kökten türetilmiştir. Bu hatunların toplumsal değeri tüm kadınlardan çoktur. (Bkz. Musa Carullah, HATUN, 31. s.)
- hussâne: Fiziğin de ötesinde güzelliklere iye, güzelden de güzel, çok güzel hatun.
- nevâr: Hayâsıyla birlikte her türlü şerden ve kötülükten iğrenen hatun.
- harîde: Güzelliğiyle birlikte iffeti ve hayâsı tam olan hatun. Yunan mitbilgisindeki haritalar, Arapların harîdeleri olabilir.
- muhsene: İslâm, iffet, özgürlük ve evlilikle koruma altına alınan hatun.